birden duracaksın soracaksın kendine.*
Dünyanın neresinde olursam olayım gelip bulacak bir his bu beni. Kaçayım kovalasın, düşeyim bir tekme de o atsın, güleyim gelip kıskansın. Bilmem nereden doğdum ben? Bilmem bu his hep burada mıydı yoksa ben mi yarattım bu çirkini? Kim aynada baktığım kişi? Her gün siyah gözlerindeki boşlukta boğulan mı yoksa kızıl saçlarının ateşinde yanan mı? Boğulmak da istemedim ben, yanmayı da. Ben diledim ki durayım hep. Dünya aksın gitsin üstümden. Yeri gelsin ağlayayım da. Fakat yalnızca durayım, doğmayayım, ölmeyeyim. Durmak zor şey değil oysaki. Susup durmak, bakıp durmak, kaçıp durmak, yürürken durmak, söylerken durmak. Ben dünyaya geldiğim ilk anda durmak istedim. Dur, dur, dur. Dur anne, dur baba. Dur! Lakin bilmem neden duramadım ben? Bu dünya seli akıp gitsin üstümden, kirlerimi süpürsün derken kayboldum o soğuk suda. Yüzmeyi istemek başka şeymiş, boğulmayı istememek başka şey. Sonra o sular akıp giderken kirpiğimin ucundan dökülenler de coşturdu dalgaları. Durmadılar. Alışmak ne zor şeymiş, kaçamamak başka şey. Ayağımdan zincirle bağlamışlar göğsüne fakat biliyorum ki o göğüs de benim, o kalp de. Ben kaçmaya çalıştıkça acıyan o değil benimkiymiş. Acıtmayı bırakmamış, sevmeyi de bilememiş. Sevmedikçe yakmış içini. Oysa ben istemem boğulmayı da yanmayı da. Ama kaçtıkça yandım kızıl saçlarımla, korktukça da boğuldum soğuklarda. Kim aynada baktığım kişi? Kime inandım onca yıl? Bir çift acılı bakış, biraz yanık bir ten. Bilmem nerden geldi bu çirkin? Ben dilemedim gelmeyi, geldikçe kaçmak istedim. Korkutmak, sevmemek. Lakin beceremedim. Dönüp bakınca gördüğüm düşler de aidiyetsizdi. Acılı bir bakış yerleşti göğün tam ortasına, kirpikleri döküldü ağlayınca. O kirpikler yerle bir etti beni. Meğer ne kolaymış boğulmak da yanmak da. Bilmem ben ne sanmışım kendimi? Koşup kaçamamışım da ondan, sevmeyi de bilememişim. O da beni terk etmiş, seçtiği hayata koşmuş bırakmış beni öylece.
Ben elime kalem almayı unutmuşum, yazmayınca gözyaşlarım mürekkep olup akmış bu kağıtlara. Çizdiği resimler de içimi titretmiş, ben onlardan da korkmuşum. Ben korkmak için mi doğmuşum? Bilemediğim soruları da cevaplamadan dönmüş sırtını. O sırta kaç bıçak sapladım onu da bilmem. Ben öldürmek için mi doğmuşum? Ölmek isterken öldürmüşüm meğerse. Kimse gelmemiş beni yakmaya, ben kendimi yakmışım yaşarken. Tenim de yanıktı zaten, bilirlerdi beni. Ben ait değilmişim onlara, duramadım da dünyada. Kayıp gitti ayağımın altından.
Kim kaldırsın bu çirkini? Annesi bile tutmamış elini.
Bende bilmiyorum aynada baktığım kişiyi ve onu sevmekte de başarılı değilim, deniyorum git gide alışacağımı düşünüyorum . Toplumun aklımıza kazıdığı etiketlerin aslında hiçbirimize uymadığını fark ettiğimden beri yaşamak daha kolay . Hiçbirimiz tamamen siyah ya da beyaz değiliz , grinin farklı tonlarıyız . ( asla film ile alakası yok mdkejfj)
YanıtlaSilSeni seviyorum balım 💙