Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.

 -Bazen özlüyorum seni. -Neden? Bu soruya nasıl bir cevap vereceğini kestiremedi başta. Sonra aklına düştü bazı gerçekler fakat onlar da bir sızıntı kadar sessizdi. Kaybolup gittiler zihninden. -Bilmiyorum. Bazen bir an geliyor ve nefesim yok oluyor sanki. Biri tutmuş yakamdan bir kavanoza kapatmış beni. Öyle bir sıkkınlık hissi. İlk başlarda anlam arayamadım buna çünkü düşünebilecek kadar bile nefesim yoktu. Sonra alışmaya başladım. Sorguladım. Bir sebep aradım. Basit bir sebep bulacağıma yemin ettim ama işler öyle yürümedi. Yine oluyordu, göğüs kafesi daralmaya başlamıştı çoktan. Yavaş yavaş. -Peki benimle ne alakası var bu durumun? -Senin yüzünden işte. Seni özlüyorum o anda. -Sadece o anda mı? -Nasıl? -Yani diyorum ki sadece nefesin yok olduğunda mı özlüyorsun beni? Muhtemelen ayda iki veya üç kez. Çok az değil mi? Gözleri doldu, bir şeyler söyleyecekti fakat sustu. -Daha çok mu olmasını isterdin? -Hayır. -O zaman neden sordun? -Çünkü canın acıyor ve ben bunu hissediyorum. Dile...

yükleri ağırlaşsın diye iyice, tabutumun içinde tepineceğim.

 -İki şehir var görünen, belki de daha da fazlası var. Benim gördüğüm iki olduğundan öyle söyledim. İşte o ikisi arasında bir yol var böyle ucu bucağı görünmeyen, götürdüğü yer belli olsa da gittiği yer belli olmayan. O yolda çok kaza olurdu eskiden, şehirlere ulaşamadan göçerdi insanlar. Aceleleri de neydi bilmiyorum. Ayda üç beş ihbar gelirdi, biz almaya giderdik cesetleri. Böyle böyle 30 yıl verdim ben o yola. Çok uzun o yol. Git git bitmiyor, hadi diyelim bitti ulaştığın yerin bir anlamı yok ki! Öyle korkunç öyle eski bu şehir. İnsanları da eski. Hepsi birbirinden farksız, bezelye gibiler. Ruhları yok, kalplerini köpeklere yedirmişler. Hepsi uyuyup uyanıyor her gün. Ben çok düşündüm böyle bir yaşamı "Acaba nasıl?" diye. Ama bir sonuca da varamadım, bir anlam yükleyemedim çünkü yaşamlarına. Sabah çıktıkları evlerine tek bir noktaya bile dokunmadan geri döndüler. Dedim bir ikisi böyledir belki ben biraz daha izleyeyim şunları, başkalarını. Yok, bir şehrin hepsi mi aynısı ol...