çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim.

           Gözlerini açtı. Yattığı yerden birazcık bile kıpırdamadı, sadece saatlerdir uyumanın verdiği tatsızlıkla kanlanmış gözlerini açtı. Uyanma sebebi ise telefonuna art arda gelen titreşimlerdi. Mesaj olmalıydı. Bir süre bekledi, mesajlar devam etmedi. Saat 3 sularıydı. 

          Gelen mesajlar uykusunu kaçırmıştı. Bir arkadaşındandı. Onun için endişelenip merak ettiğini yazmıştı. Cevap vermek istemedi ilk başta. Hem ne yazacaktı ki? Durup dururken, ortada hiçbir sorun yokken neden bu denli kırgın olduğunu mu? Yazdığını düşündü aklından geçenleri, "Kime kırgınsın?" diye sorulunca ne diyecekti? Hepinize, hepinizin bakan ama kör gözlerinize, katılaşmış vicdansız kalplerinize diyebilir miydi? Diyemezdi. Dinlenmezdi. "Tamam ama sen de çok abartıyorsun!" Abartmıyordu. Her gün binlerce kötü haberle karşılaşıp empati kuruyordu, ülkesi nefes almasına dahi izin vermiyordu. Okumaktan yorulmuştu, yürümekten yorulmuştu. En çok da anlaşılmamaktan yorulmuştu. Bir kadın öldürülüyordu, iki gün konuşuluyordu. Bir çocuk dövülüyordu, bir gün gündem oluyordu. Bir genç yaşamına son veriyordu, sadece haber başlıklarında anılıyordu ismi. "Zaten psikolojik sorunları varmış." diyorlardı arkasından. Onu o noktaya gelmeye zorlayanın ne olduğunu kimse anlamak istemiyordu. Bu dünyadan giden bir can, bir insan, bir dünya olduğu halde halen arkasından atılıp tutulabiliniyordu da. Bu kadar değersizleşmişti ülkesindeki her insan. Değersizleştirilmişti. Öldürülüyor, hayalleri yıkılıyor, paramparça ediliyordu insanlar. Bunlardan biriydi kendisi de. Gençliği elinden alınmış yirmilerinin başında olmasına rağmen ellisini çoktan yarılamış bir ruha sahipti. Acıyı hissediyordu. Annesinin, komşunun, kedinin, esnafın, gençliğin, toprağın. Hepsini içinde büyütmek istiyordu. Kimseye zarar gelmesin kimse paramparça olmasın istiyordu. Fakat çok zordu tüm bunlar. Tüm bunları anlatmak bile çok zorken nasıl faaliyete geçebilirdi ki? Önüne konmuş binlerce engel ve acı o çabaladıkça daha da çok batırıyordu onu karanlık dipsiz çukura. Daha sabah bir haber okumuştu, 23 yaşında bir gençti dünya defterini kapatan. Üniversiteden tanıyordu, bir sınavda yan yana oturmuşlardı. "Neşeli biriydi." yazılmıştı ölüm haberinde. Neşeli değildi. Hiç olmamıştı. Gözlerine bakıp da ne denli yorgun olduğunu nasıl anlamadıklarına anlam veremiyordu. Gözleri haykırıyordu dayanmakta ne kadar zorlandığını. Vücudu neşe doluydu fakat ruhu bu dünyada sıkışıp kalmıştı. Sadece bir sınavda yan yana geldiği arkadaşını düşündü, "Keşke arkadaşı olabilseydim." dedi düşünürken. Aydınlanmaya başlayan kızıl gökyüzüne son kez baktı, gözyaşlarını tutamadı ve haykırdı derin sessizliğe: 

"Bu hayattan istifa ederek başka bir hayatı başka türlü yaşamak istiyorum. Zira anladım ki olmasam da olurmuş."

(https://youtu.be/i-bFJt-qfBE)

Yorumlar

  1. günümüzü özetleyen bir yazı olmuş ellerine sağlık balım

    YanıtlaSil
  2. Hepimizin bazı şeylere göz yumması, etrafımızda olan insanlardan bihaber olmamız... Bu yaşadığımız hayatın maalesef bir parçası haline geldi çünkü buna alışmaya, kabullenmeye başladık. Umarım daha fazla güzel insan bu dünyada savaşırken, ayakta kalmaya çalışırken yalnız olmadığının farkında olur. Hepimizin yolları farklı da olsa bu dünya da herkes nefes almaya çalışıyor; kimimiz yazma , kimimiz okuma, kimimiz resim yapma...
    Dünyada olup biteni unutmadığın, düşüncelerini paylaştığın ve bana da tekrar hatırlattığın için çok teşekkürler. Ellerine sağlık yazar hanım :)

    YanıtlaSil
  3. "kalplerimizi sattık..." şarkı ve yazının mükemmel uyumu 🤍

    YanıtlaSil

Yorum Gönder