bana gelince, onunla ilgili herhangi bir yargıya varamamıştım, çünkü kalbinde ifşası tahminlere bırakılamayacak bir sır olduğunu biliyordum.

         Gözlerimi açmaya çabaladı bedenim. Yakıcı bir sıcak sanki göz çukurlarıma oturup kül etmişti oraları. Yanıyordu gözlerim. Ki sadece yanan gözlerim değildi. Beynim soluduğum kum ve acı nefesle çığlık çığlığaydı. Pelte olmuştum. Uzuvlarım işlevlerini yitirmiş olmalı dedim kendi kendime. Uzaklardan gelen yakarış sesleri titretti kalbimi önce. Sonraysa ellerim kıpırdandı sıcak zeminde. Bir çocuk çığlığıydı. Feryattı. Acı dolu, yürek sızlatan bir feryat. Hareketlenmek zorundaydım. Önce elimi kaldırıp gözlerimin önüne getirdim. Sıcak daha az yakıyordu şimdi gözlerimi. Önce sağ olmak üzere iki gözümü de zor olsa dahi açtım. Acı yakarışlar şimdi daha yakınımdaydı. Bulunduğum ıslak ve sıcak zemine ellerimi koyup doğrulmaya çalıştım. Ama ellerim zeminle birleşir birleşmez kaymam ve ürküp aşağıya düşmem saniyeler sürdü. Düşerken hissetmediğim acı yere sırt üstü çarpmam ile tüm bedenimi esir aldı. Acı ile kıvranırken yüzüme damlamaya başlayan sıcak sıvı sinirlerimi bozdu. Çığlık sesleri kulağımdaydı şimdi. Kesik kesik değildi. Küçük bir çocuğa aitti. Elleri yüzümde, ağzı kulağıma dayalıydı. Yanı başımdaydı. Gördüğüm sima ile çıldıracak gibi olsam da alnıma düşen damlalar izin vermemişti buna. Küçük çocuk yanımdan kalkmış ve karnıma oturup ellerini yanaklarıma koymuş ağlıyordu. Yanlış görüyor olabilirdim, bu bir rüya bile olabilirdi. Ben düşüncelerimle boğuşurken karnımda oturan çocuk hızla göğsüme uzanıp başını kalbimin üstüne koyarak sımsıkı sarıldığında kemiklerim kırılacak gibi hissettim. Bir şeyler sayıklayıp ağlıyordu. Onu itmek istedim. Bacakları kollarımın iki yanındaydı, itemedim. Bana daha sıkı sarıldığında ağlamaları durdu, nefesim kesildi. Başımı alnıma damlayan damlaların kaynağını görmek amacıyla geriye yatırdığımda bana bakan bir çift göz ile karşılaşmayı beklemiyordum. Gözlerimi yeşil harelerden hızla çekip aşağılara indirdiğimde damlaların kaynağını gördüm. Kanın kaynağını gördüm. Orta yaştaki adamın gözleri ile aynı dehşete sahip korkuyla açılmış ağzından damlıyordu kanlar. Dişlerini boyamış çenesinden boynuna kalın bir çizgi çizmişti. Ürkünçtü. Midem ağzıma geldi. Gözlerim öğürmem ile dolarken kafamı adamdan çevirip kucağımdaki onun da ağlamak üzere olduğunu üstümüzü kana bulayan cesede bakan gözlerinden anladım. Az önce sızlanıp ağlayan kız donmuş gibiydi. Bomboş ve uçsuz bucaksız çukurlara sahiplik yapıyordu gözleri. Kalbime saplanan kesif acıyla gözlerimi kapadım. Ağlıyordum. Gözlerimden şakaklarıma yol çizen göz yaşlarım yaktı kuru cildimi. Ağlamam hıçkırıklara evrilirken ince bir ses taşındı kulaklarım rüzgar ile. "Çıkar beni, beni bu tren enkazından çıkar." Duyduklarım vücuduma ince bir titreme getirirken içimde büyüyen acı beni tamamen ele geçirdi. Karnımda oturan kızın ağırlığı yok oldu önce. Ciğerlerime sonunda gidebilen oksijen beni daha da ağlatırken göğüs kafesime sertçe düşen ağırlık sesimi çıkaramama neden oldu. Gözlerim ani şokla bedenimin üstündeki kişiye çevrildiğinde bir genç kız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Tıpkı küçük kız gibi başı kalbime yaslı ağlıyordu. Fakat küçük kızın aksine söyledikleri sızlanmalardan ibaret değildi. Net ve acıyla kuruyordu cümlelerini. "Ev, hala evde, hala evde..." Onun birbirini tekrarlayan cümleleri canımı yakıp kalbimi kurak çöllerde bırakıyordu. Güneş tepemde tüm zemini ve bedenimi yakarken dayanamadım. Kapadım gözlerimi. Kızların sesleri devamlı kulağımda acı ile çınlayıp devam ediyordu. Söyledikleri her bir cümleyle daha çok ağlıyor daha çok yakıyordu göz yaşlarım cildimi. Transtaydım. Fakat çıkmam fazla kolay olmuştu. Ben hala sarsılarak ağlarken iki soğuk el ellerimi tutup yattığım yerden doğrulttu beni. Ağlamakla o kadar meşguldüm ki ona bakamadım. Elleri ellerimden kollarıma oradan da yüzüme çıktı. Çok yumuşak ve narince dokunuyordu. İncinip kırılacak bir eşyaymışım gibi. Önce göz yaşlarımı sildi elleriyle, sonra alnıma damlayan kanları. Dokunuşları altında öyle mutlu olmuştum ki ağlamam yavaşlamış sakinleşmiştim. Elleri soğukluğunu bırakarak yüzümden çekildiğinde titredim. Küçük bir çocuğun oyuncağı elinden alındığında hissettikleri kalbime doluşurken sızlanarak açtım gözlerimi. Delirmiş olmalıydım. İmkansızdı. Annem karşımdaydı. Karşımdaydı ve en sıcak gülümsemesini sunuyordu bana. Beynimde hüküm süren şok dalgaları tüm bedenimdeydi şimdi. Ben hala inanamazken annemin gülümsemesi yavaş yavaş solmuş, anlamını yitirmişti. Korku ve dehşetle bakıyordu. Ben ne olduğunu anlayamadan kaküllerinin arasından ince bir kan sızmaya başladı. Önce kaş ve kirpiklerini boyadı sonraysa çenesinden boynuna indi. Bu görüntüye daha fazla dayanamayıp gözlerimi kapadığımda bir çığlık yükseldi. Korkuyla yerimde sekip ayağa kalkmak istediğimde iki soğuk el boğazıma sarıldı. Nefessiz kalıp gözlerimi irice açtığımda boğazımdaki ellerin sahibi bendim. Karşımda sanki bir ayna varmış gibiydi. Karşımdaki bendim. Arkasında ise bana sarılan iki kız. Çocukluğum ve gençliğim. Ve ellerimi boğazıma sıkı sıkıya sarılı benliğim. Nefesim gittikçe daralırken üçünün de gözünden yaşlar düştü. Sonra en öndeki benliğim acı eşliğinde konuştu. "Kurtarıcımız olmana ihtiyacımız var. Kırılmışı kırılmamış yap. Çıkar bizi bu tren enkazından." Ve ellerini boynumdan çekti. Nefes almanın sevincini yaşamak isterken bir uçurumun kenarında olduğumu ve kendi benliğim tarafından aşağıya itildiğimi bilmiyordum. Son kez dehşetle baktığım gözlerden sonra görebildiğim tek şey zifiri karanlıktı.

 

        Doktor 997 numaralı odadaki hastasının dosyasını dikkatle okurken kalbi acı ve hüznü bir arada yaşıyordu. 16 yıl olmuştu genç kadın ailesini bir tren kazasında kaybedeli. 9 yaşındaydı, küçük kız, savunmasızdı fakat kazadan sağa çıkan tek kişiydi. Psikiyatri seanslarına ise 17 yaşında, genç kızken, gelmeye başlamıştı. Beynindeki çığlıklar, babasını kanına bulanmış kıyafetleri, kaza gecesinin zifiri karanlığı. Hepsi derinden deşip parçalara ayırmıştı kalbini. Kırgın ve kızgındı.

        Bütün bunları aşmak için derin çabalar vermişti doktor. şimdi ise sonuçlar aldığını bilmek göz yaşlarını tutamamasına neden oluyordu. Doktor bir şey yapmamıştı. Her şey genç kadının çocukluğunu ve gençliğini kabul etmesine dayanıyordu. O geceyi kabul etmişti. Ve sonunda eve ulaşmıştı, tren kazasından kendini o çıkarmıştı.

 

https://youtu.be/eHdMLgeEp6g)

(https://youtu.be/bsfanfI7oI0)

(İlk link yazının oluşmasına sebebiyet vermiş olup videoyu sonuna kadar izlediğiniz takdirde her şey sizin için daha anlamlı olacaktır. Yazar uzun süredir bu şarkıyla beraberdir, yani bu yazı aylar sonra olur olmadık bir ortamda oluşmuştur. Yazarın acemi olduğunu ve eğitimden geçtiğini unutmadan eksik gördüğünüz kısımları yorumlarda belirtebilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.)


Yorumlar

  1. umutsuzlukta bile umut bul...

    YanıtlaSil
  2. Umarım iyisindir. Bu yazıyı görmüştüm ama ancak şimdi anladım. Acıyı, korkuyu ve travmayı bu kadar gerçekçi tasvir edebilmek iyi mi yoksa kötü mü diye düşünüyorum. Fazla gerçekçi geldi çünkü. Hissettim... Endişelendim.
    Tüm konuşulmayanlara, anlatılamayanlara, sorunlara ve kendi benliklerimize inat umut ediyorum. Şu an umuyorum ki daha iyi olabilirsin. Umuyorum ki sana biraz olsun yardımcı olabilirim, nefes alman kolaylaşır ya da en azından o düşüncelerden ve ortamdan biraz uzaklaşırsın. Kendinin değerini anlarsın, bu döngünün hep böyle devam edeceğini düşünüp kısa süreliğine de olsa kapılıp gidersin dünyaya.
    Şunu anladım ki biz farklıyız. Hayır yani farklıyız biliyorum ama senin içinde bulunan o varoluşsal sancının boyutunu tahmin edemiyorum ve anlayamıyorum maalesef. Benim için kapılıp gitmek ya da kaçmak çok daha kolay. Kaçmak yaptığım en iyi şeylerden biri olabilir.
    O yüzden sana yardımcı olur mu bilmem ama umarım fazla boğulmazsın, yüklerin altında kalmazsın. Arada bir mola vermekte gerekli.
    O yüzden tam şu an düşün. Ne kadar güzel olduğunu, iyi olduğunu, hayatında sana sahip olanların ne kadar şanslı olduğunu, şu zamana kadar çalıştığını ve her gün nasıl savaştığını gör. Yaşamaya devam etmek için yaptıklarını hatırla ve " Vayy be " de.
    Seni sevdiğimizi de bil. ❃♡

    YanıtlaSil
  3. Okurken iliklerine kadar hissetmek deyimini yaşadım. Bir girdapta kaybolmuş gibi hissettim.
    Böyle güzel tasvir etmeniz hissiyatınız kuvvetli olduğunu gösteriyor. Başarılar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder