hala yazıp çizecek birkaç satırım kaldı, ömrümün sonbaharında.
Bugün 18 Kasım. Kulağımda Barış Manço ile derince nefes alıp açıyorum gözlerimi, büyüdüğüm bahçede. Annemin sadece bahar günlerinde görebileceğimi söylediği bulutları görüyorum. "Ömrümün Sonbaharı" derdi annem bu bulutları gördüğünde. Kırmızı, mor gökyüzünde beyaz zambaklara benzerdi bulutlar, süzülürlerdi sessizce. Annemin benden ayrılışından bu yana hep bunu bekliyordum. Yavaşça uzanıyorum çınarın altına, çalılıklara dikkat ederek. Martılar uçuyorlar üstümde, dans eder gibi. Annemin sesi doluyor kulaklarıma Manço'nun "Ömrümün Sonbaharında" şarkısı ile. Yavaşça çınar fısıldıyor. Saçlarım dağılıyor, akları ortaya çıkıyor. Titreyerek kalkıyorum yerimden, gözyaşlarım yer ile buluşuyor. Rüzgâr portakal çiçeklerini getiriyor burnuma, annem kokuyor. Hızlıca odama girip kapıyı kilitliyorum. Rüzgârdan kapılar uğulduyor. Ninni gibi gelen bu sesle birlikte yavaşça kapıyorum gözlerimi, annemi görmek umuduyla...
(https://youtu.be/knxuLQNReFI)
(Yaratıcı yazarlık eğitiminde yazılmıştır, taslaklarda kalmasına yazarın gönlü razı olmadığı için yayınlanmıştır. Yazarın fazla acemi olduğunu ve eğitimden geçtiğini unutmadan eksik kısımları yorum olarak belirtebilirsiniz. İyi okumalar dilerim.)
sondan başa doğru okuduğum için daha iyi gözlemleme fırsatı buldum ve ne kadar geliştiğini, her sene öncekinden kat kat daha güzel yazdığını söyleyebilirim... insanların keşfederse koparıp zarar vereceği bir çiçek gibisin ve çiçekler toprakta güzeldir 🤍
YanıtlaSil