BÖLÜM-1

                                senden nefret ediyorum.

     26 Şubat 2002 05.43     


-"Uyan! Hadi geç kalıyoruz. Her şey hazır. Geldiler bile..." 
Duyduğum sert ama sevecen kadın sesi ezberlememi ister gibi cümleyi tekrarlayıp duruyor. Bunu öyle güzel yapıyor ki asla sıkılmıyorum. Sanki söylediği tek bir cümle değil bir halk hikayesi. Sesini inceltip kalınlaştırıyor, tizleştirip toklaştırıyor. Yıllardır gitmek istediğim ama para yediremediğim operalar gibi. Nasıl olduğunu bilmiyorum, benim operam sadece zihnimin uçsuz bucaksız noktalarında çalıp duran binlerce güzel aletten ibaret. Mest olmuş dinlerken ses nefessiz kalmış gibi yavaşlıyor, kelimeler ağzından çıkmamak için büyük bir savaş veriyor.
-"Lütfen susma. Bu köyden kaçmadan önce sadece senin sesin dolsun kulaklarıma. Tüm zihnim seninle boyansın." diyor içim.
-"Hadi... Geç... Geç kalıyoruz... Hazır... Her şey... Onlar... Geldi..."
Ses artık duyulmayacak kadar cılızlaşıp kayboluyor. Ses gittikçe uzaklaşırken,yakınlardan kalın, hırıltılı bir ses yaklaşıyor.
-Hadi uyan! Yine içip içip sızmışşın! Hadi diyorum sana. Daha ne kadar uyuyup duracaksın?
-Mebrure... Bağırma, başım ağrıyor. Hem uyumuyordum ki ben. Köydeydim. Biraz önce kapıyı çaldım ve beni içeri aldın. Hatırlamıyor musun?
-Ne? Saat sabah 05.43. Kapıyı çalmadın, aklı olan hiç kimse çalmaz zaten bu saatte. Uyku sersemi olduğun için böyle konuşuyorsun, 10 yıldır aynı şey.
-Köyün girişlerini kapattılar. Herkes yakında çıkışların da kapatılacağını söylüyor. Kapatılmadan kaçmamız gerekiyor. Herkes çok korkuyor, ama kaçamayacaklar, eminim...
-Niçin kaçamıyorlar?
-Onlara kafa tutan herkesi vurmuşlar. Yardım için geldikleri zannedilen uçaklar bile istiye üzerlerine ateş açmış. Bunun daha bir hiç olduğunu biliyorlar. Dahası gelecek...
-Neden bahsettiğini bilmiyorum. Ama eve gelmeden önce sokaktaki ihtiyarlardan duyduğun bu hikayeler doğru değil, endişelenme. Aptallık etmeyi de bırak. Böyle bir şey olacak olsa herkesin haberi olurdu. Birileri bir şeyler yapar ve engellerdi.
Herkesin haberi olurdu. Birileri bir şeyler yapar ve engellerdi.
-Dinliyor musun sen beni? Dün gece yine salonda şişeler vardı. Dilimde tüy bitti, artık içmene katlanamıyorum. Neye benziyorum ben? Her şeyi kabullenecek bir kadın mı?
Artık içmene katlanamıyorum. Her şeyi kabullenen kadın.
-Yerde yatıyorlardı. Üstlerine basmamak için çaba gösterdim ama artık bir önemi olmadığını söylediler. Lütfen gidelim Mebrure, beraber. Onlar belki seni dinlerler, lütfen. Hem... Hem askeriyede onlardan üstün olabilirsin. Değil mi? Mebrure?
-Senden nefret ediyorum. Sızıp kalmışşın ve gördüğün rüyaları bana anlatıyorsun, çocuk gibi. Kalk banyoya git, etrafı toparla sonra da. Kahve yapacağım.
Odadan çıkmak üzereyken tekrar konuştu, duymamı istiyordu.
-Senden nefret ediyorum.
Sinirle geriye bıraktım kendimi. Kaz tüyü yastıklardan çıkan tüyler yüzümü gıdıkladı. Göğsüm tartışmanın ve heyecanın etkisiyle hızla yükselip alçaldı. Uzaktan bir çığlık doldu nerdeyse boş, beyaz odaya. Kulaklarımı tiz bir inilti sarıp sarmaladı. Göz kapaklarım stresle kapanmaya yüz tutarken biri konuştu.
-"Hoşgeldin."


(Devamı en kısa sürede gelecektir.)
             

Yorumlar