birden duracaksın soracaksın kendine.*
Dünyanın neresinde olursam olayım gelip bulacak bir his bu beni. Kaçayım kovalasın, düşeyim bir tekme de o atsın, güleyim gelip kıskansın. Bilmem nereden doğdum ben? Bilmem bu his hep burada mıydı yoksa ben mi yarattım bu çirkini? Kim aynada baktığım kişi? Her gün siyah gözlerindeki boşlukta boğulan mı yoksa kızıl saçlarının ateşinde yanan mı? Boğulmak da istemedim ben, yanmayı da. Ben diledim ki durayım hep. Dünya aksın gitsin üstümden. Yeri gelsin ağlayayım da. Fakat yalnızca durayım, doğmayayım, ölmeyeyim. Durmak zor şey değil oysaki. Susup durmak, bakıp durmak, kaçıp durmak, yürürken durmak, söylerken durmak. Ben dünyaya geldiğim ilk anda durmak istedim. Dur, dur, dur. Dur anne, dur baba. Dur! Lakin bilmem neden duramadım ben? Bu dünya seli akıp gitsin üstümden, kirlerimi süpürsün derken kayboldum o soğuk suda. Yüzmeyi istemek başka şeymiş, boğulmayı istememek başka şey. Sonra o sular akıp giderken kirpiğimin ucundan dökülenler de coşturdu dalgaları. Durmadılar. Alışmak ne zor...