bu hayatta nedir önemli olan? yaşamak mı yoksa yaşamış gibi yapmak mı?
Güneş dağların ardından usul usul çıkıp göğe sarılmaya hazırlanıyordu. Kırmızı, mavi ve turuncu renkler Van Gogh'un fırçasından kopup gelmiş gibi boyuyordu gökyüzünü. Bu kalplerimizi yakıp ruhumuzu sıkan dünyada en çok sevdiğim renkler bunlardı. Saatlerdir yürüyerek geldiğim bu noktada çakıl taşlarına basarak yürümeye başladığımda ayağımı sarmalayan sıcaklıkla gülümsedim. Bana acı vermiyordu şimdilik, sadece mutlu ediyordu. Günler sonra ilk defa sıcak hissediyordum. Kalbim, ruhum, bedenim şefkatli kollar tarafından sarılmış gibi... Bu mutluluğun sebebine bakmadım. Bakamazdım. Göreceğim bordoya çalan kırmızılıklar sadece kalbimi bin parçaya bölecekti. Sadece o sıcaklık beni mutlu etsin istiyordum, gerisi önemli değildi. Tıpkı anneme son sarılışımdaki gibi, sıcacık... Tek isteğim bu olduğu için ayağımın altındaki sivri taşlara daha sert basmaya başladım. Derimi delip geçiyor, kırmızı kaslara iyice batıyordu. Acı hiç dinmiyordu. Lakin gözlerimi dolduran ş...