Kayıtlar

Eylül, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bu hayatta nedir önemli olan? yaşamak mı yoksa yaşamış gibi yapmak mı?

          Güneş dağların ardından usul usul çıkıp göğe sarılmaya hazırlanıyordu. Kırmızı, mavi ve turuncu renkler Van Gogh'un fırçasından kopup gelmiş gibi boyuyordu gökyüzünü. Bu kalplerimizi yakıp ruhumuzu sıkan dünyada en çok sevdiğim renkler bunlardı. Saatlerdir yürüyerek geldiğim bu noktada çakıl taşlarına basarak yürümeye başladığımda ayağımı sarmalayan sıcaklıkla gülümsedim. Bana acı vermiyordu şimdilik, sadece mutlu ediyordu. Günler sonra ilk defa sıcak hissediyordum. Kalbim, ruhum, bedenim şefkatli kollar tarafından sarılmış gibi... Bu mutluluğun sebebine bakmadım. Bakamazdım. Göreceğim bordoya çalan kırmızılıklar sadece kalbimi bin parçaya bölecekti. Sadece o sıcaklık beni mutlu etsin istiyordum, gerisi önemli değildi. Tıpkı anneme son sarılışımdaki gibi, sıcacık... Tek isteğim bu olduğu için ayağımın altındaki sivri taşlara daha sert basmaya başladım. Derimi delip geçiyor, kırmızı kaslara iyice batıyordu. Acı hiç dinmiyordu. Lakin gözlerimi dolduran ş...

insanların bu kadar kötü olmalarının nedeni belki de sadece acı çekmeleridir.

          Kulağına dolan sesle kafasını hafifçe kaldırdı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Alt kattaki çiftin bağırışlarına benziyordu fakat çok daha tizdi. Yatağının yanındaki küçük sarı komodine uzanarak telefonunu aldı. Saat sabah 4'tü. "Bu saatte olsa olsa kedi olabilir." diye düşündü. Bu şehir böyleydi. Gecenin bir yarısı zıplatırdı uykunuzdan sizi. Sonra da uyutmazdı. Başını tutarak ayağa kalktı. Üst bedeni çıplak olduğu için titredi. Sonbaharın sonunda sonunda böyle uyumak aptallıktı. Masasının yanındaki sandalyede duran beyaz tişörtü üzerine geçirdi. Üzerinde lekesi vardı, kirli sepetine atmayı unutmuş olmalıydı. El yordamıyla koridorda ilerlemeye başladı. Mutfağa girdiğini buzdolabı sesinden anladığında lambayı yaktı. Lamba titrek bir ışıktan sonra odayı iyice aydınlattı. Gözleri kamaştı. Kuruyan boğazı için dolaptan soğuk su çıkardı. Annesi hayatta olsaydı "Bu mevsimde nasıl soğuk su içersin?" diye koşardı peşinden. Umursamadı, tek seferde bitirdi şi...

biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı.

          Usul usul esen meltem yapraklarını titretti. Sanki etrafını çevreleyen ondan uzun otlar yokmuşcasına titredi. Beyaz yapraklarından biriyse daha çok hissetti meltemi. Niye diğerlerinden daha çok tesir etmişti meltem ona? Sanki dışarıdan bir el gelmiş "seviyor, sevmiyor" yapmak için onu seçmişti. Yanında onlarca yaprak vardı ama o en çok kökleri acıyandı. Bağlı olduğu tek yer olan sarı tomurcuklara daha çok yaklaşmaya çalıştı. Daha sıkı sarılmaya çalıştığında ise rüzgar daha hızlı esmeye başladı. Bir süre sessizce bekledi. Bulunduğu yeri kaplayan karanlık ile güneşinin önüne bir şeyin geçtiğini farketti. Kafasını hızla göğe çevirdiğinde yaptığının yanlış olduğunu anladı. Üstünde daireler çizen iri, siyah ve çirkin bir böcek vardı. Başından böceğin ayrılması için her şeyi yapardı fakat tek sözcük dahi çıkmadı ağzından. Umutsuzca daha sıkı sarıldı sarı tomurcuklara. Az bir zaman sonra gitmiştir umuduyla gözlerini böceğe çevirdiğinde ise gördüğü şey aklını...