Kayıtlar

Haziran, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

artık her birimizin iki yaşamı olduğunu biliyordum; biri öğrendiğimiz, diğeri sonradan yaşadığımız.

             Pencerenin önündeyim. Yağmur yağıyor. Her bir yağmur damlası cama çarptıkça gözyaşlarım düşüyor. Gözlerimi açıyorum. Buğulu gözler ve ıslak kirpiklerle izliyorum dışarıyı. Ağlamam durmuyor. Peçete almak için gittiğim masada mor menekşeyi görüyorum. Yapraklarını bırakmış, çiçekleri artık mor değil. Saksıyı elime alıp dışarı atıyorum kendimi. Caddeye çıkıyorum. Milyonlarca uyarıcıyı dinlemek, sesleri işitmek, havaya salınan egzoz, parfüm, yemek ve ter kokularını solumak zorundayım. Yüzümü buruşturuyorum. Midem ağzıma geliyor ve çöküyorum olduğum yere. Yağmur aynı hızıyla düşüyor yere. Kafamı kaldırıyorum. Anlamıyorum. Neyim var benim? Kulaklarım uğulduyor. Gökdelenlere çevriliyor bakışlarım. Babam geliyor aklıma.”Gökdelenler şehirlerin mezar taşlarıdır kızım. İnsanlar ölmeden gömülür mezarlarına. Şehir yutar insanı. Gel bırakma burayı.” Çocukluğum aklıma geliyor. Ağaçların büyüttüğü biriyim ben. Gülümsüyorum. Gözyaşlarım yağ...