benim yaşıyor olmam insanlara rahatsızlık veriyor, ben lüzumsuz bir adamım!
-Şu karşıdaki dağı görüyor musun? Ben şu an o olmak isterdim. -Niye? -Ne bileyim, sessiz sakin duruyor işte yerinde. Derdi, tasası yok! -Durduğu için mi derdi, tasası yok? -Olsa duramazdı galiba. -Kalkıp gider miydi koca dağ? Anlamayan bakışlarla izledi bir an dağı, hakikaten kalkar gider miydi? -Giderdi bence, hem kim dayanır ki yıllarca dert, tasa görmeye? Ya ortadan yarılırdı ya da kalkar giderdi. -Belki ayakları yoktur onu taşıyacak. -Nasıl gelip oturmuş ya bu koca ovaya? -Biri getirip koymuştur belki. Ne bileyim belki de sandığımızın aksine o kadar çok derdi var ki kalkmaya mecali kalmamıştır. Ondandır bu asırlar süren oturuşu. -Sanmam. Kocaman dağ sonuçta, istese kalkabilirdi. -Deme öyle, belki de biri kesti ayaklarını. -Bu dik duruşuna rağmen mi? Kimin gücü yeter ki? -Bir minik tavşan dahi yapmış olabilir. Kim demiş dik duruşunu bozmak zorunda diye? -Yok ondan değil, bozabilir tabii. Mecbur mu sanki dik durmaya? Ben hiç görmediğimden böylesini, ondan yani... -Ben anla...