Kayıtlar

Ağustos, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ölülerin sesinin yaşayanları çıldırtacak gücü olduğu söylenir.

          18 Kasım 2019, pazartesi. Bu gece gözümü bile kırpmadım. Uzun süredir oturmanın verdiği huzursuzlukla kalktım sandalyeden. Ayaklarım uyuşuk, tökezledim elimde olmadan. Düşmemek için tuttuğum masanın kenarına çarpıyor elim. Yorgunluktan kapanmak için bekleyen gözkapaklarım acıyla açılıyor. Tırnak ve kan. Kırılan tırnağımdan akan sızıltılar kırmızıya boyuyor elimi. Hızlıca lavaboya koşup soğuk suya tutuyorum elimi. Su berraklığını kaybedip kana boyanıyor. Zihnim bulanıyor, binlerce söz çarpışıp dağılıyor. Su hala akıp gidiyor, kana karışarak. Elimi hemen çekiyorum. Saate kayıyor gözlerim, hatırlamamaya çalışıyorum hala unutamamışken yaşananları. Tik tak, tik tak… Daha fazla tutamıyorum içimdeki çığlıkları, hıçkırıklarıma karışıyor...         Adalet Sarayı’na geldiğimde inemiyorum arabadan. Ellerim titriyor. Camdaki yansımam öyle soğuk, öyle sert ki. Gözlerim kapkara bir çukur sanki. Ne bir duygu geçiyor irislerimden, ne bir ışıltı...